7 aylık iki bebek böyle hayatta kaldı

Sağlık

İzmir’de karaciğer rahatsızlığı olan 7 aylık iki bebeğe acil olarak organ bağışı yapılması gerekiyordu. Organ bulunamayınca aileleri devreye girdi. Anne ve dayıdan alınan organlar bebeklere nakledildi. Çocukları yeniden hayata tutunan iki anne organ bağışının önemini bir kez daha vurguladı.

“Oruç tutarak kilo verilmez”

Sağlık

Ramazan ayında, öğün saatlerinde ve düzenindeki değişiklik, uzun süren açlık, besin seçimindeki farklılıkların sağlık risklerini de beraberinde getirdiği belirtildi.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hümeyra Taşçıoğlu, diyet niyetine oruç tutmanın doğru olmadığını belirterek, “Oruç tutarak kilo verilmez” dedi.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hümeyra Taşçıoğlu, Ramazanda uzun süren açlığın, metabolizmanın çalışma hızının düşmesine ve vücut hareketlerinin yavaşlamasına neden olduğunu ifade etti.

Ramazan ayı boyunca bu değişikliklere bağlı olarak toplam kolesterol, ürik asit ve bazı tiroit uyarıcı hormon düzeylerinde artış olduğunu anlatan Taşçıoğlu, şunları söyledi:

“Açlıkla beraber mide asit düzeylerinde artış, Ramazan boyunca vücut suyunda azalma, tansiyon yüksekliği, çalışmada isteksizlik, halsizlik, dikkatsizlik, sindirim güçlüğü, sinirlilik, uykuya eğilim ve baş ağrısı, gözlenebilen sorunlar arasında. Bu ay, kilo kontrolü açısından da tehlikeli. Ramazan ayında günlük alınması gereken enerji, protein, karbonhidrat, vitamin ve mineral miktarı değişmez. Üç öğün olan günlük beslenme şekli iki öğüne düşerken, özellikle kırmızı et, ekmek, pilav, makarna, hamur işleri, börek, tatlı tüketimi artar. Buna karşılık sebze, meyve, beyaz et tüketimi azalır.”

Diyetisyen Hümeyra Taçıoğlu, Ramazanda kilo almamak ve herhangi bir sağlık riski yaşamamak için beslenmeye dikkat edilmesini isteyerek, şu uyarılarda bulundu:

* Bu yıl sahur ile iftar arasındaki süre ortalama 15-16 saat olduğu için uzun bir süre aç kalınacağını ve sıcak yaz günlerini de düşündüğümüzde biraz daha zorlu bir Ramazanın bizi beklediğini söyleyebiliriz. Sağlıklı kişilerin bile uzun ve sıcak yaz gününde zorlanacağını düşünürsek, sağlık riskleri taşıyanların oruç tutmamaları daha doğru olur. Tansiyon, kalp rahatsızlıkları, diyabet gibi kronik rahatsızlıkları olanlar, hamileler ve emziren annelerin oruç tutmamaları gerekir.

* Kilo sorunu olan kişilerin bu dönemi bir diyet fırsatı olarak görmeleri doğru değil. Oruç tutarak kilo verilmez. Ramazan boyunca beslenme şeklinin, saatlerinin ve sayısının değişmesi, sebze yerine daha çok pilav, mantı, börek, makarna, erişte; beyaz et yerine kırmızı et; meyve yerine de şerbetli hamur tatlıları tercih edildiği için metabolizma hızı yavaşlar. Metabolizma hızının yavaşlaması, alınan besinlerin yağa dönüşmesini kolaylaştırır. Bu da kilo artışına sebep olur. Oruç tutan bireyler hareketsiz kalmaya da meyillidirler. Bu yüzden, Ramazanda yeterli ve dengeli beslenme kurallarına dikkat etmeyenler, bu dönemde kilo alabilir. Kilo almamak için sahura kalkmak büyük önem taşır.

* Sağlıklı kişiler için üç öğünden iki öğüne düşen günlük beslenmede, bu sene yaklaşık 15-16 saat aç kalan mideyi yormayacak, hazmı kolay yiyecekler tercih edilmeli. Ramazan ayında genellikle tek bir öğün olan iftarla veya iftardan sonra yatmaya yakın saatlerde yenilen yemeklerle tüm gün geçirilebiliyor. İftar ile sahur saati arasındaki süre, metabolizmanın en verimsiz çalıştığı saatlerdir. Sağlıklı beslenme biçimi olan azar azar ve sık aralıklarla toplamda 6 öğün olan beslenme biçimini Ramazan ayında da uygulamaya çalışıp metabolizmamızın daha verimli çalışmasını sağlayabiliriz. Ramazan ayında 6 öğün olmasa da iftar, sahur ve bu öğünlerin dışında 1-2 ara öğünle toplamda 3-4 öğün beslenilmesine özen gösterilmeli.

* Tatlı türü yiyecekleri hemen yemeğin arkasından değil de, ara öğün olarak haftada 1-2 kez, iftardan 1-2 saat sonra tüketmek kan şekeri kontrolü açısından daha doğru. İftarı iki aşamada yapmak da yine şeker ve kan basıncı kontrolü açısından gerekli. Su ve iftariyeliklerle orucu açıp 1 kase çorbadan sonra 15-20 dakika bekleyerek ana yemeğe devam etmek, Ramazanı daha rahat geçirmenizi sağlar.

* İftar ile sahur arasındaki sürede bol sıvı özellikle su tüketilmeli. Tükettiğimiz su miktarının 1.5- 2 litreyi bulmasına özen göstermek gerekir. Hava sıcaklıklarının yüksek seyretmesi nedeniyle suyla birlikte maden suyu da tüketilebilir. Çay ve kahve, tüketmemiz gereken su miktarına dahil edilmez. Ramazan döneminde yoğurt, ayran ve süt tüketimine dikkat edilmeli, iftar ve sahur arası günde 2-3 su bardağının altına düşülmemelidir. Fiziksel aktivite Ramazanda ihmal edilmemeli. İftardan 40-45 dakika sonra, ortalama 30-45 dakika süreyle, düşük tempoda yürüyüş yapın.

Türkiye obezite tehdidi altında

Sağlık

15 yaş ve üzerindeki nüfusun yüzde 48′inin fazla kilolu ve obez olduğu belirlendi. Bu sonuç, yeni nüfus projeksiyonuna göre revize edilen Türkiye sağlık araştırması ile ortaya çıktı.

Hesapsızca yiyoruz… Üstelik yediklerimiz, sağlıklı da değil.

Çünkü yaşam koşulları değişti. Hayat hızla akıyor, beslenmede de fast food öne çıkıyor.

Sebze meyve yerine hamburger, makarna, ekmek arası köfte ya da döner tüketiyoruz. Genç nüfus ise hızla kilo alıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu 20008 Türkiye sağlık araştırması sonuçlarını yeni nüfus projeksiyonuna göre revize etti. Genel sağlık profilini çıkaran kurumun elde ettiği sonuç ise ürkütücü…

Sonuçlara göre Türkiye’de nüfusun yüzde 47.6′SI fazla kilolu ya da obez…
Erkeklerin yüzde 49′u kadınların ise yüzde 45′i fazla kilolu.

Üstelik 15 yaş ve üzerindeki nüfusun yüzde 22′si bel bölgesi, kas iskelet sistemi sorunları ile boğuşuyor. Eklem hastalığı, migren ve hipertansiyon da en çok görülen hastalıklar arasında.

Araştırmaya göre nüfusun sadece yüzde 4′ü düşük kilolu.

WHO: “Domuz gribi salgını sona erdi”

Sağlık

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), tüm dünyayı etkisi altına alan domuz gribi salgınının sona erdiğini duyurdu.

WHO Başkanı Margaret Chan basına yaptığı açıklamada, salgının “büyük oranda normal seyrini izlediğini”, dünyada artık “salgın sonrası” aşamaya geçildiğini söyledi.

Stoklarda bulunan H1N1 grip aşılarının salgına yol açan eski virüse karşı halen etkili olduğunu vurgulayan Chan, bu aşıların risk grubundaki kişileri hastalıktan korumak için kullanılması gerektiğine dikkati çekti.

Chan, salgının bitmiş olmasına karşın virüsün, tıpkı mevsimsel grip gibi yıllarca zaman zaman ortaya çıkmaya devam edeceğinin altını çizdi.

DSÖ’den geçen hafta yapılan açıklamada, salgının başladığı Nisan 2009′dan beri tüm dünyada en az 18 bin 849 kişinin bu hastalıktan hayatını kaybettiği duyurulmuştu.

“Ani ısı değişikliği” dengeyi bozuyor

Sağlık

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı öğretim Üyesi Prof. Dr. Barlas Aydoğan, aşırı sıcaklarla birlikte klima kullanım oranının arttığına dikkati çekerek, “Bu konuda düşük ısı abartılmamalı. Klima çalışan odadaki ısı 23-24 derecenin altında olmamalı. Aksi takdirde ciddi sağlık sorunları yaşanabilir” dedi.

Aydoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaz aylarında dışarıdaki sıcak, bina içindeki klimalı ortamdan kaynaklanan ani ısı değişikliğinin vücudun dengesini bozarak felç riskini tetiklediğini ve enfeksiyona yol açtığını bildirdi.

Son günlerde artan hava sıcaklığı ile birlikte vatandaşların daha çok serinlik ihtiyacı hissetmeye başladığını vurgulayan Prof. Dr. Aydoğan, ancak, serinlerken özellikle bina içindeki ve bina dışındaki ısı farkının çok fazla olmamasına dikkat edilmesinde yarar olduğunu söyledi.

Barlas Aydoğan, klimanın vücutta ani ısı değişikliğine yol açtığını ifade ederek, “Yaz aylarında dışarıdaki sıcak, bina içindeki klimalı ortamdan kaynaklanan ani ısı değişiklikleri ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Isı değişimi vücudun dengesini bozup tansiyonu etkileyebilir ve felçle sonuçlanacak rahatsızlık yaratabilir. Aşırı terli vücutla aniden normal seviyenin üzerindeki soğuk bir ortama girilmemeli. Öncelikle, vücut ani ısı değişikliğine adapte olmalı. Klima çalışan odadaki ısı kesinlikle 18 derece gibi alt sınıra düşürülmemeli, 23-24 derecenin altında olmamalı” diye konuştu.

Ramazanda bunlara dikkat…

Sağlık

Ramazan ayında, oruç tutan kişilerin mide ve sindirim sistemi farklı çalışmaya başlar, bu nedenle yemek yerken birçok şeye dikkat etmek gerekir.İftarda mideye aşırı yüklenmemek için küçük bir öğün, daha sonra akşam yemeği, ara öğün ve mutlaka sahur olacak şekilde dört öğün olarak yapılmalıdır.

EB hastalığına kök hücre tedavisi

Sağlık

Bilim adamları, nadir rastlanan genetik bir cilt hastalığı olan Epidermolysis Bullosa’yı (EB) kök hücre yöntemiyle tedavi etmede başarılı sonuçlar elde etti.

Daha önce fareler üzerinde yapılan testlerde cildin onarılmasında başarılı olduğu gözlemlenen yöntemi, 2007′de, tıbbi müdahale gerektirecek kadar beslenme bozukluklarına neden olabilen resesif distrofik tip EB (RDEB) hastası çocukların tedavisinde kullanmaya başlayan John Wagner ve Jakub Tolar yönetimindeki bir grup bilim adamı, elde ettikleri başarılı sonuçları kamuoyuyla paylaştı.

Hafif bir sürtünmenin bile derinin su toplamasına neden olabildiği, ağız, yemek borusu ve mide gibi organları da etkileyebilen EB hastalığına çare arayan araştırmacılar, 2007-2009 yılları arasında 1-14 yaşlarındaki 6 çocuğu kemoterapi ve kemik iliği nakliyle tedavi etmeyi denedi.

Nakil operasyonunun 30′uncu ve 130′uncu günlerinde yapılan tetkikler, tüm çocuklardaki yaraların daha hızlı iyileştiğini ortaya koydu.

Yine bütün çocuklarda, RDEB hastalarında eksik olan en önemli bağ doku proteininin, yani kolajen 7 seviyesinin daha yüksek olduğu gözlemlendi.

Kök hücre naklinin 799′uncu gününde 6 çocuktan 5′inin hayatta kaldığını, diğerinin ise operasyondan 183 gün sonra yaşamını yitirdiğini belirten bilim adamları, halen her bir çocuğun tedaviye nasıl yanıt verdiklerinin takibini sürdürdüklerini bildirdi.

Wagner, “Şimdilik bildiğimiz tek şey, bu tedavinin ardından zamanla kolajen 7 seviyesinin arttığı ve derinin aşamalı olarak su toplamaya karşı daha dayanıklı hale geldiğidir” dedi.

Araştırmacılar, sonuçları tıp dergisi New England Journal of Medicine’da yayımlanan araştırmanın, sağlıklı bir bağışçıdan yapılan ilik naklinin, daha önce farelerde yapılan deneylerde görüldüğü gibi, insanlardaki RDEB’yi de iyileştirebileceğini ortaya koyduğunu söyledi.

Henüz tam bir tedavisi olmayan EB hastalığına yakalananlar, çocukluk dönemlerinde hastalığa yenilmedikleri durumlarda bile, saldırgan bir tür cilt kanserine yakalanarak 20′li ya da 30′lu yaşlarında yaşamlarını yitiriyor.

Aşırı stres hamileliği geciktiriyor

Sağlık

Aşırı stresin hamilelik olasılığını düşürdüğü bilimsel bir çalışmayla ortaya konuldu.

Oxford Üniversitesinden araştırmacılar, doğal yollardan hamile kalmayı planlayan kadınların stres hormonlarını ölçtüler ve aşırı stresin hamile kalma olasılığını düşürdüğünü tespit ettiler. Şimdiye kadar bu konuda bilgiler olmasına karşın, doğrudan bilimsel kanıtın bulunması zordu.

Araştırma, ABD’de Eunice Kennedy Shriver İnsan Gelişimi ve Ulusal Çocuk Sağlığı Merkeziyle ortaklaşa olarak sigara, alkol ve kafeinin hamile kalma olasılığı üzerindeki etkilerinin araştırıldığı çalışmanın bir parçası olarak yürütüldü.

Sonuçları “Fertility and Sterility” dergisinde yayınlanan araştırmanın, hamile kalmayı planlayan 18 ila 40 yaşlarındaki sağlıklı 274 kadınla yapıldığı belirtildi.

Yaş, obezite, alkol ve sigara kullanımının hamile kalma olasılığını etkilediği bilinirken, uzmanlar stresin hamileliğe etkisiyle ilgili açık bir bulguya rastlamamışlardı.

Araştırmacılar, rahatlamanın çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere yardımcı olabileceğini, konuyla ilgili daha çok araştırma yapılması gerektiğini belirttiler.

Söz konusu araştırmada kadınların salyasında, stres hormonu olarak bilinen, heyecan, korku ve sinirlilik anlarında ortaya çıkan adrenalin ve kronik strese bağlı kortizol hormonunun seviyeleri ölçüldü.

Adrenalin seviyesi yumurtlama döneminde en yüksek olan kadınların hamile kalma olasılığının, seviyenin en düşük olduğu kadınlara göre yüzde 12 daha düşük olduğu, ancak kortizol hormonunun duruma bir etkisinin olmadığı ortaya çıktı.

H1N1 tamamen ortadan kalkmadı ama…

Sağlık

Domuz gribinde pandemi yani uluslararası bulaşma riski sona erdi. Ama domuz gribi olarak bilinen H1N1 virüsü ise tamamen ortadan kalkmadı. Domuz gribi mevsimsel grip etkeni olarak gelecek yıllarda da etkili olmaya devam edecek.

Açıklama Sağlık Bakanlığı’nın. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) açıklamalarını hatırlatan bakanlık, Türkiye’de domuz gribi sürecine ilişkin verileri de kamuoyuna duyurdu.

“Sağlık sistemimiz ek yükü kaldırma konusunda başarılı olmuştur” denilen açıklamada, Türkiye’de domuz gribinden 656 kişinin hayatını kaybettiği bilgisi verildi.

Açıklamada, mücadele için 6 milyon doz aşı alındığı bunun 3 milyon dozunun kullanıldığı kalanın ise tedbir amaçlı olarak stoklandığı belirtildi.

Grip, hastalığının takibine devam edileceği vurgulanan açıklamada, bu yılki mevsimsel grip aşısının üretimine H1N1 virüsüne de etkili olacak şekilde başlandığı da duyuruldu.

Dengeyi bozmayın!..

Sağlık

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı öğretim Üyesi Prof. Dr. Barlas Aydoğan, aşırı sıcaklarla birlikte klima kullanım oranının arttığına dikkati çekerek, “Bu konuda düşük ısı abartılmamalı. Klima çalışan odadaki ısı 23-24 derecenin altında olmamalı. Aksi takdirde ciddi sağlık sorunları yaşanabilir” dedi.

Aydoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaz aylarında dışarıdaki sıcak, bina içindeki klimalı ortamdan kaynaklanan ani ısı değişikliğinin vücudun dengesini bozarak felç riskini tetiklediğini ve enfeksiyona yol açtığını bildirdi.

Son günlerde artan hava sıcaklığı ile birlikte vatandaşların daha çok serinlik ihtiyacı hissetmeye başladığını vurgulayan Prof. Dr. Aydoğan, ancak, serinlerken özellikle bina içindeki ve bina dışındaki ısı farkının çok fazla olmamasına dikkat edilmesinde yarar olduğunu söyledi.

Barlas Aydoğan, klimanın vücutta ani ısı değişikliğine yol açtığını ifade ederek, “Yaz aylarında dışarıdaki sıcak, bina içindeki klimalı ortamdan kaynaklanan ani ısı değişiklikleri ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Isı değişimi vücudun dengesini bozup tansiyonu etkileyebilir ve felçle sonuçlanacak rahatsızlık yaratabilir. Aşırı terli vücutla aniden normal seviyenin üzerindeki soğuk bir ortama girilmemeli. Öncelikle, vücut ani ısı değişikliğine adapte olmalı. Klima çalışan odadaki ısı kesinlikle 18 derece gibi alt sınıra düşürülmemeli, 23-24 derecenin altında olmamalı” diye konuştu.